Her sabah işe gitmeden önce ne giysem diye dolabın karşısına geçmiş düşünürken günün ilk huzursuz Aras sendromu başlar ve elime ilk ne geçerse onu giyerim. İşte her sabah yaşadığım huzursuz Aras sendromu:( yüzünden dolabın ne halde olduğunu pek farketmem. Arasın yanına gitmek için çok hızlı hareket ettiğimden arkamda nasıl bir dağınıklık bıraktığımın farkına bile varmam .Ama gün içinde dolabımın hali aklıma geldiğinde de çok rahatsız olurum. Bugün bu sorunumu çözmek için dolabıma biraz detoks uyguladım .Fazlalıkları da baza altına kaldırıken, hurçların içinden 36 beden abiye bir elbise gözüme çarptı. İnsanlar anılarını atmazlarmış, benim için bu elbisenin anısı büyük olduğundan saklamışım Neden derseniz bu elbise benim 2004 yılında kara kafa dikiş makinamın olduğu zamanlarda, kendi düğün yemeğim de giymek için amatörce,yardımsız diktiğim ilk abiye elbise. Neden o zamanlar böyle bir zahmete girdiğimi hatırlamıyorum ama bu elbise sayesinde bir çok kişiden güzel övgüler aldığımı hatırlıyorum.(Bu arada evliliğimiz onuncu yılına girmiş, ) Galiba bu övgülerin sayesinde olsa gerek elden çıkarmamışım,Elbiseyi aldım ütüledim ve benim SAFİNAZ' a giydirip resmini çekeyim dedim ama unuttuğum birşey var tabi SAFİNAZ 38 beden olduğu için elbisenin fermuarı kapanmadı.Bende fermuarı kamufle ederek resimlerini çektim.
O zamanlar bu tarz elbiseler modaydı ve başka elbiselerden de esinlenerek ortaya böyle bir elbise çıktı.
Elbisenin akibetini merak edenler için katlanacak ve bulduğum yerde saklanmaya devam edecek.
Nerden nereye....:)
.jpg)
.jpg)
