20 Şubat 2014 Perşembe

Cennetin Rengi


Cennetin Rengi 

Benim için bir solukta okunacak kitaplar arasında yer almayı başardı. Konusuna gelince; aslında benim gibi çocuklarına kızdığı zaman vicdan azabı çekenlerdenseniz; okurken göz yaşlarınızı tutamayacağınızı şimdiden belirtmek isterim. Kitabın başında gerçekten insanın içi acıyor,kendimi kitapta yaşananların kimsenin başına gelmemesi için  dua ederken buldum.Bir kitabın etkisinde kalıpta manevi duygularımın en üst seviyeye çıkacağını hiç tahmin etmezdim. Her şeyin çok güzel giderken bir gün tamamen alt üst olması bir annenin yaşama sevincinin yok olması ne demek çok güzel anlatmış.  Ama sonunda......
Sonunu da merak ediyorsanız eğer;  okumanızı tavsiye ediyorum ......  

Not: bu kitabı okuyup ta beğenenler için devamı varmış. 
Bu bilgiyi de http://pudratozu.blogspot.com.tr adresde ki blog arkadaşımdan öğrendim.




3 Şubat 2014 Pazartesi

Bögürtlen Kışı

Canım Danielım,Kaybolduğun gün dünyam sona erdi, canım oğlum. Seni her kim alıp götürdüyse, seninle birlikte kalbimi, hayatımı da çaldı. Ben senin gülümsediğini görmek, kahkahalarını duymak, mutluluğunu paylaşmak için yaşıyordum."Vera Ray 1933 yılının o karlı mayıs akşamında üç yaşındaki oğlu Danielı son kez öptüğünü bilmiyordur. Her ne kadar oğlunu yalnız bırakma düşüncesinden nefret etse de hayatlarını devam ettirmek için çalışmak zorundadır. Tek avuntusu, gün ağardığında küçücük oğluna sarılacak olmasıdır. Ancak Vera geri döndüğünde karşılaştığı manzara, Danielın boş yatağıdır. Bir de karlar içine gömülmüş olan oyuncak ayısı.Seksen sene sonra Seattle yine mayıs ayında karlar altındadır. Köklü bir gazetede muhabir olan Claire Aldridge, bu doğaüstü olayı haber yapacaktır. Araştırmalarına devam eden Claire, küçük çocuğun bu zamana kadar sonuçlanmamış kaçırılma davasıyla karşılaşır. Evlat kaybetmenin ne demek olduğunu çok iyi bilen Claire, bu olayı çözmeye karar verir. Ancak çözdüğü her düğümün, onu Verayla olan bağlantısına yaklaştırdığından habersizdir…Böğürtlen Kışı aşkı, umudu ve umutsuzluğu derinden anlatan muhteşem bir kitap. Bu öyküyü yüreklerinizden kolay kolay silip atamayacaksınız.(Tanıtım Bülteninden)


        Kitap okumayı severim ama kitaplar benimse, kapağını ilk ben açmışsam  ve okuduğum kitap  beni içine almışsa,  okumaktan  daha fazla haz alırım. İşte "Böğürtlen Kışı" da tadını damağımda bırakan  kitaplardan biri. 325 sayfa ve ben iki çocukla bu kitabı 1 günde, bir solukta bitirdim. 
        Kitap hakkında benim için  ilginç olan şey konusu hakkında hiç bir bilgim yokken  tesadüfen o gün içinde yaşadığım duygularımın aynısını ifade etmesi.Neden derseniz; İstanbul'a  annemin ölümünün 1. yılı olması nedeniyle mezarını ziyarete gittim ve Yalova'ya  dönüşte  annemi kaybetmenin acısı, özlemi, yalnızlığım hiç aklımdan çıkmadı.Yolculuk sırasında can sıkıntısını gidermek adına Feribot saatini beklerken,marketten sadece kitabın kapağının  üzerinde yazan "Kalbinizin derinliklerine işlenen acıyı,tek kelimeyle nasıl dile getirirdiniz?"sözü yüzünden bu kitabı aldım. Tabi can sıkıntısı ve koşuşturmaca nedeniyle kitabı feribotta okuyamadım....Ancak 20 gün sonra kitabı elime alabildim ve bir solukta bitirdim. 
        Kitabın dili çok akıcı, konusunu derseniz;  hem bir anne olarak, hemde  annesini yeni kaybeden biri olarak çok etkileyici.. Kitabın sonunda göz yaşlarımı tutamadım ve çok duygulandım.
     Uzun zamandır yüreğime dokunan böyle bir kitap okumamıştım. Okuyan herkesin de yüreğine dokunacağını düşünüyorum ve okumanızı tavsiye ediyorum. 
     Hatta daha da ileri giderek bu kitabın konusunun güzel bir film senaryosuna dönüşebileceğini düşünüyorum...



11 Ocak 2014 Cumartesi

Hiç Aklımda Yoktu

Evet hiç aklımda yokken bu akşam dolabımı toplayayım ve fazlalıkları kaldırayım dedim. Amacıma da ulaştım tabi .1 haftalık düzgün bir dolabım var artık. 
Her sabah  işe gitmeden önce ne giysem  diye dolabın karşısına geçmiş düşünürken günün ilk huzursuz Aras sendromu başlar  ve elime ilk  ne geçerse onu  giyerim. İşte her  sabah yaşadığım huzursuz Aras sendromu:( yüzünden dolabın ne halde olduğunu pek farketmem.  Arasın yanına gitmek için çok hızlı hareket ettiğimden arkamda nasıl bir dağınıklık bıraktığımın farkına bile varmam .Ama gün içinde dolabımın hali aklıma geldiğinde de çok rahatsız olurum. Bugün bu sorunumu çözmek için dolabıma biraz detoks uyguladım .Fazlalıkları da baza altına  kaldırıken, hurçların içinden 36 beden abiye bir  elbise gözüme çarptı. İnsanlar anılarını atmazlarmış, benim için bu elbisenin anısı büyük olduğundan saklamışım Neden derseniz bu elbise benim 2004 yılında kara kafa dikiş makinamın olduğu zamanlarda,  kendi düğün yemeğim de giymek için amatörce,yardımsız diktiğim ilk abiye elbise. Neden o zamanlar böyle bir zahmete girdiğimi hatırlamıyorum ama bu elbise sayesinde bir çok kişiden güzel övgüler aldığımı hatırlıyorum.(Bu arada evliliğimiz onuncu yılına girmiş, ) Galiba bu övgülerin sayesinde olsa gerek elden çıkarmamışım,Elbiseyi aldım ütüledim ve benim SAFİNAZ' a giydirip resmini çekeyim dedim ama unuttuğum birşey var tabi SAFİNAZ 38 beden olduğu için elbisenin  fermuarı kapanmadı.Bende fermuarı kamufle ederek resimlerini çektim.
O zamanlar bu tarz elbiseler modaydı ve başka elbiselerden de esinlenerek ortaya böyle bir elbise çıktı.
Elbisenin akibetini merak edenler için  katlanacak ve bulduğum yerde saklanmaya devam edecek. 
Nerden nereye....:)


 

6 Ocak 2014 Pazartesi

Karabulut Ailesinin Anayasası:))

Bilindiği gibi her ülkenin kendine göre olmassa olmaz  kanunları vardır. İnsanlar bu kurallara uyarak  toplumun huzur ve refahını sağlarlar. Bizimde Güney ilkokula başladığından beri evde ne huzur ne refah hiç bir şey kalmadı. Her gün yeni  yeni sorunlarla uğraşmaktan, evin içinde deli gibi bağıran bir kadın olup çıktım. Konuştum olmadı, kızdım olmadı, ceza verdim olmadı,  ödülendirdim olmadı, gibi gibi...Sordum, soruşturdum aldığım cevaplar beni hiç tatmin etmedi. Çaresizlik bu olsa gerek :(       En büyük sorunum tabi ki oğlumun ilkokula başlaması ile değişen davranışları.. Bugüne kadar salon erkeği bir oğlum varken şimdi serseri, çeteci, dövüşcü, ağzı pis bir oğlum var. İlk okulda bunları öğrenecekse  hiç okula gitmesin daha iyi diye düşünür oldum. Tamam kabul; ilkokul çocukları değiştirir ama ben bu değişikliğin bu kadar beni üzeceğini tahmin etmemiştim. Bu davranışların aynısını Aras yapsaydı bu kadar yadırgamazdım çünki çocuğun doğasında  var zaten, ama Güneyden asla....
Bir gün aslında Güney  sorunumun çözümünü bana kendisi söyledi. Asıl sorun aslında bizim evde kuralların olmaması imiş. Oğlum bana bizim evde kural yok dedi. Bunun üzerinde bende  Karabulut Ailesinin Anayasasını oluşturdum. Neden Kurallar değil de Anayasa derseniz ; 5 yaşındayken  Kreş öğretmeni (Nilüfer Öğretmenimiz)  okulda Sınıf Anayasasını çocuklarla birlikte oluşturduklarını ve bütün çocukların bu Anayasaya uyduklarını söylemişti.  Etkili olur diyerek bende kuralların adını Karabulut Anayasası olarak değiştirdim. Tabi bu kurallara hepimizin uyacağını söyledim ama kuralların hepsi Güney üzerine yazıldı. Anayasamız oluşturalı 1 hafta oldu ve Güneyde  büyük değişiklikler meydana geldi. Nasıl derseniz; Ödevini kendi yapmaya gayret gösteriyor, dişlerini fırçalıyor, kardeşi ile kavga etmiyor, kurallara itiraz etmiyor, kötü söz söylemiyor gibi gibi...Tabi bu kurallara uymanın ödülü ise 1 ay sonunda en az 20 gülen yüz alırsa  istediği bir oyuncağı yada istediği neyse alacak olmamız.....
Anayasamızı merak edenler için ....

KARABULUT AİLESİNİN ANAYASASI
ZORUNLU OLARAK UYULMASI GEREKEN GENEL KURALLAR




1 Sabah uyanınca ,tuvaletten sonra el yüz yıkanacak      
2 Her yemekten önce ve sonra  eller yıkanacak  sonra dişler fırçalanacak      
3 Yemekler sorun çıkartılmadan yemek masasında yenecek      
4 Yemek ayrımı yapılmadan o gün ne yemek varsa yenecek      
5 Kardeşler arasında oyuncak kavgası yapılmayacak,vurulmayacak      
6 Büyüklere ve küçüklere karşı kötü söz söylenmeyecek, vurulmayacak      
7 Televizyon anne ve babanın kontrolünde seyredilecek Özellikle saat 20:00 den sonra asla çizgi film açılmayacak.Bunun için ağlanmayacak.      
8 Anne ve babaya karşı istediğini elde edebilmek için ağlanmayacak.Kötü söz söylenmeyecek      
9 Uyku saatimi 21:30 olarak belirlenmiş olup uyku saati gelince dişler fırçalanarak uyumaya gidilecek      
10 Terbiyeli ve efendi bir çocuk olunacak. Aksi olunduğunda anne ve baba düşünme verecek      
  OKUL KURALLARI      
1 Okuldan gelindiği zaman eller yıkanacak,okul kıyafetleri çıkarılıp odanıza bırakılacak      
2 Okuldan gelince 1 saat dinlenilecek.Anne veya baba eve gelene kadar ödev yapılacak ve anne/baba  eve geldiğinde ödevi kontrol edecek, eğer ödev yanlış yada güzel olmamışsa itiraz edilmeden ödev tekrar yapılacak      
3 Öğretmenin okulda vermiş olduğu ödevler itiraz edilmeden öğretmenin istediği kadar okunacak.      
4 Okul defteri kitabı kalemi gibi eşyalara okulda ve evde sahip çıkılacak Okul çantası  ödev bittikten sonra toplanacak.      
5 Kalem kutusunda bulunan kurşun kalem, boya kalemleri, silgi kalemtraş makas, yapıştırıcı, artık kaybolmayacak .(Anne son kez boya kalemi alacak eğer kalemler kaybolursa bir daha almayacak)      
6 Okulda tenefüse çıkarken kalemleri kalem kutusuna konulacak.(Anne bunun takibini eksik kalemlerden anlayacak )      
7 Deftere yazı yazarken özenerek yazılcak anne beğenmediği yazıyı silip tekrar yazdıracak      
8 Okulda kantiden uzun şeker alınmayacak sağlığa zararlı şeker, vb şeyler yenmeyecek.      
9 Okulda yenmesi için çantaya konulan meyve , kek vb.  yenecek       
10 Salonda en çok sevdiğiniz 3 oyuncak olacak ve oyuncaklarla sadece  odanızda oynanacak. (Anne /baba dağınık gördüğü zaman oyuncaklarınızı sormadan çöpe atabilir.)       
11 Okulda arkadaşlarına kötü davranılmayacak dövülmeyecek kötü söz söylenmeyecek eğer vuran kötü söz söyleyen olursa öğretmenine mutlaka söylenecek
     
NOT: Yukarıdaki kurallar evde bulunan kişiler için geçerlidir. Yani Bu kurallara Güney,Aras,Anne, Baba da uymak zorundadır. 1 ay boyunca 20  gülen  yüz alan çocuk anne ve babası tarafından ödüllendirilecektir. Ödülün ne olduğuna anne ve baba karar verecek.(ödül çocuğun en çok istediği bir şey olabilir) Ağlayan yüz fazla ise çocuğa 1 ay boyunca istediği oyuncak,  çukolata, vb.  alınmayacak.
     

9 Aralık 2013 Pazartesi

İçimden geldiği gibi

Nedense karakalem çizimler gözüme  her zaman çok hoş görünmüşlerdir.Uzun zamandır oğullarımın resmini karakalem olarak çizilmesi istiyordum ama fırsatını bulup da bir türlü yaptıramamıştım. ..
Karakalem çizimleri yapan programların olduğunu biliyordum ama çizimlerin gerçeğine bu kadar yakın ve doğal duran programı bulamamıştım. Sonunda istediğim gibi bir program buldum ve resimlerimin çoğunu karakalem olarak kopyaladım. İçlerinde en çok sevdiğimde bu oldu....
Bu resim beni ve oğluşları mı  anlatıyor o yüzden  çok seviyorum.. Bence karakalem olarak da çok başarılı ...
Görenlerin çoğu  bu resmi benim çizdiğimi sandılar...Buda işin başka bir boyutu tabiii

 
 
 
 

Hürriyet

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...